Röportajlar › Sporcular › Profesyonel Dövüşçü Erdem Taha DİNÇER
“Her gün 6 saat antrenmandayım”
Erdem Taha Dinçer, 27 Şubat 2001 yılında dünyaya gözlerini açan, iki abisi ve bir ablası olan Rizeli, Derepazarlı bir çocuktur diyebiliriz.
Bu sporla yaklaşık 5-6 yaşımdan beri uğraşıyorum. Ancak düzenli ve disiplinli şekilde devam etmem, kendi spor salonumuzu 2016 yılında açmamızla başladı diyebilirim.
Bu spora başlamama vesile olan kişi ise abimdir. Kendisi genç yaşlarda spora başlayınca beni de yanında götürdü ve bu sayede dövüş sporlarıyla tanışmış oldum.
Muaythai’ye dair asla unutamadığım en güzel anım, babamın ilk dövüşüme gelmiş olmasıdır. Çok şükür ilk maçımı nakavtla kazanmıştım. O galibiyetin ardından babama sarılışımı, yaşadığım sevinci ve mutluluğu hayatım boyunca unutmayacağım.
Antrenman programım tamamen maç takvimime bağlı olarak şekilleniyor. Genellikle maçtan bir ay önce yoğunlaşıyorum. Bunun üç haftası performans yüklemesi, son haftası ise kilo verme ve maç hazırlığı üzerine geçiyor.
Tayland’a gelmeden önce bu konuda gerçekten çok zorlanıyordum. Ancak Tayland’a geldikten sonra bu işi profesyonel yapmak istiyorsam beslenme ve kilo kontrolü konusunda çok daha dikkatli olmam gerektiğini anladım.
Çünkü belli bir seviyeye geldikten sonra sizi yukarı taşıyan şeylerin aslında çok küçük detaylar olduğunu fark ettim. Bu nedenle düzenli ve sağlıklı beslenmeyi bir yaşam standardı haline getirmeye çalıştım. Çok şükür bunda başarılı olduğumu söyleyebilirim.
Belirli bir şarkı söyleyemem ama genellikle old school Türkçe rap beni motive ediyor. Özellikle Sagopa Kajmer ve Yener Çevik’in hemen hemen her şarkısına eşlik edebilirim.
Muaythai kesinlikle büyük bir özveri gerektiriyor. Bazı günler çok motive uyanıp harika antrenmanlar yapabiliyorsunuz. Bazı günler ise hiç istemeseniz bile o antrenmanı yapmak zorundasınız.
Önemli olan, belirlediğiniz hedef doğrultusunda yılmadan ve durmadan ilerleyebilmek. Gerekirse milim milim de olsa her gün ileri gitmek gerekiyor.
Benim antrenman rutinim her gün minimum 8 kilometre koşu ve çift antrenmandan oluşuyor. Haftanın belirli günlerinde sprint çalışmaları ve uzun dağ koşuları yapıyorum. Ayrıca haftada minimum 3-4 gün ağırlık ve patlayıcılık antrenmanlarına yer veriyorum.
Benim en büyük antrenman sırrım mentalitem ve zihnimde sürekli oluşturduğum dünya şampiyonluğu kemerine sahip Erdem Taha Dinçer görüntüsü.
Evet, haftanın 3-4 günü ağırlık çalışıyorum. Bunların bazıları klasik fitness antrenmanları şeklinde oluyor.
Kariyerimde toplam 36 maçım bulunuyor. Bu maçların 33’ünü kazandım ve bunların 18’i nakavtla sonuçlandı.
Babamı çok erken yaşta kaybettikten sonra ailenin önemini çok daha iyi anladım. Zaten aileme bağlı bir çocuktum, bu olaydan sonra çok daha fazla bağlandım.
Hayatımı ve sevdiklerimi geride bırakıp bir hayalin peşinden Tayland’a taşınmak benim için oldukça zor bir karardı.
Vazgeçemeyeceğim şey ise kesinlikle sağlığım olur. Çünkü insanın bu hayatta sağlığından daha önemli bir şeyi olduğunu düşünmüyorum.
Benim için kesinlikle diyet dönemleri ve kilo kontrolü, dövüşmenin kendisinden bile daha zor olmuştur.
Mevcut şartlar nedeniyle yeterince teşvik edildiğini düşünmüyorum. Gönül isterdi ki genç sporcular kendi ülkelerinde daha fazla imkan bulabilsin ve uluslararası arenalarda daha başarılı şekilde yarışabilsinler.
Herkesin görüşüne saygı duyuyorum. Ancak insanlara tavsiyem önyargılı olmamalarıdır. Çünkü işin içine girdiklerinde Muaythai’nin ne kadar ciddi bir kondisyon ve disiplin sporu olduğunu göreceklerdir.
Benim için Muaythai hayatımın anlamı ve beni hayatta tutan en büyük odak noktasıdır.
İnsan egosu hiçbir zaman tam anlamıyla doymaz diye düşünüyorum. Ancak aynı ringi paylaşmaktan büyük gurur duyacağım isim kesinlikle Nong-O olurdu.
Genellikle üzerimdeki baskıyı azaltmak için bu işi sevdiğim ve eğlendiğim için yaptığımı kendime hatırlatıyorum.
Yorulmaya başladığım anlarda ise antrenmanlarda çok daha fazla yorulduğumu düşünüyor ve kendime daha fazlasını yapabileceğimi söylüyorum.
Plajlara gitmeyi ve ada turlarına katılmayı çok seviyorum. Boş vakitlerimi genellikle bu tarz aktivitelerle değerlendirmeye çalışıyorum.
Çok uzun zamandır hayatım bu şekilde geçtiği için benim sıradan hayatım zaten sabah-akşam antrenman yapmak oldu. Bu yüzden antrenmansız bir yaşam bana daha yabancı geliyor.
Dövüş sporlarıyla ilgilenenlere iki farklı tavsiye verebilirim.
Profesyonel düşünmeyen ve sadece fit olmak isteyenler için dövüş sporları bence en doğru tercihlerden biridir. Hem kısa sürede fiziksel gelişim sağlar hem de kişiye kendini savunma becerisi kazandırır.
Profesyonel olmak isteyenler için ise tavsiyem; öncelikle kendilerine büyük bir hedef koymalarıdır. Daha sonra bu hedef uğruna fedakarlık yapmalı ve ne olursa olsun hedeflerinden uzak olduklarını düşünmemelidirler. Her gün küçük de olsa bir ilerleme kaydetmeye çalışmaları gerekir.
Şu anki en büyük hedefim ONE Championship organizasyonunda Bantamweight Muaythai Dünya Şampiyonu olmak.
Bu kemeri kazandıktan sonra ise yeniden MMA’e dönüş yapabilirim.
Sağlığım el verdiği sürece 35-36 yaşlarıma kadar dövüşmeye devam etmeyi planlıyorum.
Sonrasında ise yine bu sporun içinde kalmak istiyorum. Büyük ihtimalle antrenörlük yaparak tecrübelerimi yeni nesillere aktarmaya devam edeceğim.
Bu röportajı paylaş